Aniden Yazarım

Aniden ama nadiren!

Archive for the ‘Dil’ Category

Şapkasız Çıkmam Abi

without comments

Türkçe yazım kurallarında beni en çok zorlayan konulardan birisi şapka kullanımı olmuştur. Okuma yazmayı öğrendiğim yıllardan beri şapka işaretini kullansam mı kullanmasam mı bir türlü bilemedim çünkü farklı yıllarda farklı farklı kurallar öğretildi bize. Artık bu konudaki fikirlerimi söylemeyi ve oluşan kafa karışıklığını gidermeyi bir borç biliyorum (!).

TDK’ya göre düzeltme işareti olarak adlandırılan noktalama işareti ^ şeklindedir ve (bunun) adına şapka derler. Normalde iki işlevi vardır diyebiliriz: 1) Üstüne konduğu seslilerin okunuşunu uzatmak. 2) Bu seslilerden önce gelen g, k ve l harflerini inceltmek. Her şeyden önce aynı işaretin farklı durumlarda farklı işlevler yüklenmesi başlı başına bir kafa karışıklığı yaratmakta. Arapça ve Farsçadan gelen dergâh, gâvur, sükûn, evlât gibi sözcüklerde üstüne geldiği ünlüden önceki g, k ve l harflerinin ince okunmasına sebep oluyor. Sevgili, tutkun anlamındaki âşık ise uzatma işareti olarak kullanıldığı durumlara bir örnek. Hâlâ ise kafa karıştıcı örneklerden birisi. İlk hecedeki düzeltme işareti uzatma, ikinci hecedeki düzeltme işareti ise inceltme görevi üstleniyor.

Peki TDK’nın bu duruma getirdiği çözüm ne? Az önce bahsettiğimiz inceltme ve uzatma gibi kavramları tamamen çöpe atmak. Düzeltme işaretini işlevi üzerinden değil, dilde yaygınlıkla kullanıldığı örnekler üzerinden tanımlıyor. Yani tümevarım yerine tümdengelim yöntemini kullanıyor. Kullanım alanlarını da şöyle belirliyor:

Dergâh, rüzgâr gibi Arapça veya Farsça’dan gelen sözcüklerde g, k ve l harflerinden önce kullanılır. Eksikliği durumunda anlam karışıklığına sebep olacak sözcüklerde kullanılır: Hala ve hâlâ, aşık ve âşık gibi. Nispet i’sinde kullanılır. Yani “Dini politikaya alet etmek” derken, “Dinî konularda görüş bildirmek” deriz. “Türk askeri cesurdur.” dediğimiz gibi “Askerî okul” deriz. Burada bahsedilen durumlar dışında kullanılmaz.

Peki bu yöntemin eksikliği nerede? Düzeltme işareti bu tanıma göre artık inceltme veya uzatma işlevine sahip değil. Biz kelimelerin nasıl okunduğunu zaten biliyor olmalıyız. Bir de üstüne TDK’nın belirlediği yazım şekillerini bilmemiz bekleniyor. Plan, plaket gibi Arapça veya Farsça dışı yabancı kökenli sözcüklerde l sesi ince okunmasına rağmen düzeltme işareti kullanılmıyor. Lazım gibi esasında Arapça kökenli olan bir kelime (muhtemelen) anlam karışıklığı olmadığı için lâzım diye yazılmıyor. Yani aslında tarihî olarak sözcüklerin okunuşunu değiştiren bir işareti sadece o sözcüklerin bir parçası olarak ele alıyoruz ve okunuşlarının zaten biliniyor olduğunu varsayıyoruz.

TDK’nın hakkını yemek de istemem. Mevcut durumun tesptini yaptıklarını ve bu duruma en uygun kurallar listesini çıkarmaya çalıştıklarını söylemek mümkün. Bu benim de genelde katıldığım bir tavır. TDK’nın aslî görevinin tespit, derleme ve gereken durumlarda görüş bildirme olduğuna inanırım. Ancak şapka gibi geçmişteki uygulamalar yüzünden insanların kafasının karıştığı bir yazım kuralında TDK’nın söz söyleme hakkına sahip kurum sıfatıyla aktif olarak kurallar belirlemesini beklerim. Burada, varolan durumu tespit etmek olarak tanımlayabileceğimiz tümdengelim yerine, daha önce karşılaşılmamış durumlarda da uygulanabilecek tümevarımcı bir tavır takınmaları bence daha doğru olurdu.

Written by amacinho

Nisan 19th, 2008 11:43 am

Posted in Dil

Tagged with